Serkan Keskin: Tiyatro Sahnesinden Ekrana Uzanan Çok Yönlü Bir Sanat Yolculuğu

Serkan Keskin: Tiyatro Sahnesinden Ekrana Uzanan Çok Yönlü Bir Sanat Yolculuğu

User avatar placeholder

Aralık 18, 2025

Türk tiyatrosunun, televizyonun ve beyaz perdenin en sevilen ve yeteneği konusunda takdir toplayan isimlerinden Serkan Keskin, geniş kitlelerin gönlünde özel bir yer edinmiştir. Sanat yaşamına adanmışlığı, sahnedeki ve ekrandaki her performansına yansıyan samimiyeti, onu Türk seyircisi için güvenilir bir sanatçı haline getirmiştir. Keskin’in oyunculuktan müzisyenliğe uzanan zengin kariyeri, sürekli kendini yenileme ve sanatın farklı dallarında üretme arzusunu gözler önüne sermektedir.

Serkan Keskin’in Oyunculuk Felsefesi ve Seyirciyle Kurduğu Bağ

Serkan Keskin, seyircinin kendisine duyduğu bu derin güvenin, yıllar süren emeğin ve tiyatroya olan adanmışlığın bir sonucu olduğunu belirtmektedir. Tiyatronun ağır işçilik gerektiren yapısı, oyuncunun niyetinin samimiyetini ve iyi oyunculuk arayışını pekiştirmektedir. Keskin’in bu “tiyatro zırhını” kuşanması, ekran projelerinde dahi izleyiciden peşin bir kredi almasını sağlamaktadır. Sanatçı, her işinde en iyiyi yapma çabası içinde olduğunu, bazen senaryo veya rejiden kaynaklı istenmeyen durumlar olsa dahi niyetinin her zaman iyi oyunculuk olduğunu vurgulamaktadır.

Son dönemde oynadığı “Cimri” oyununun kadrosunda yaşanan bir değişikliği örnek veren Keskin, Sezin Akbaşoğulları’nın ayrılığı sonrası Canan Ergüder’in beş gün gibi kısa bir sürede oyuna hazırlanıp sahneye çıkmasının zorluğunu ve bu durumun seyircide yarattığı şaşkınlığı aktarmıştır. Bu tür olaylar, oyuncuların adaptasyon yeteneklerinin ve tiyatro ruhunun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

“8. Aile”: Komplo Teorilerinden Absürt Komediye Bir Yolculuk

Serkan Keskin, rol aldığı “8. Aile” dizisinin, dünyayı 7 ailenin yönettiği efsanesi üzerine kurulu, bu aileye bir Türk ailesinin eklenmesi fikrinden doğan absürt bir komedi projesi olduğunu dile getirmiştir. Dizide Haluk Bilginer’in canlandırdığı babanın beş erkek çocuğundan biri olan Ömer karakterine hayat veren Keskin, Ömer’i öfke kontrolü sorunları yaşayan, küfürlü konuşan ve saçma işlerle uğraşırken bir yandan da dünyanın kaderiyle ilgili komplolar kuran bir karakter olarak tanımlamıştır.

Dizinin çekim sürecinde Ali Atay ile olan işbirliğinin önemine değinen Keskin, projede doğaçlamanın ve oyuncuların karakterlerini ortaklaşa inşa etmesinin büyük bir rol oynadığını belirtmiştir. Özellikle Ömer karakterinin aile içindeki sıkışmışlık ve sevgi dolu ortamdan dolayı sinirli bir yapıya bürünmesinin, çekimler sırasında ortaya çıkan detaylardan biri olduğu aktarılmıştır. Dizideki küfürlü sahnelerin senaryodakinden daha fazla olduğu, çekimler sırasında anın ve ekip içi etkileşimin bir sonucu olarak doğaçlamayla arttığı gözlemlenmektedir. “8. Aile”deki yoğun ensemble çalışma düzeni, tüm oyuncuların hemen her sahnede bir arada olması nedeniyle yüksek efor gerektiren bir süreç olarak tanımlanmıştır.

“8. Aile” Dizisi Özeti

| Kategori | Açıklama |
| :————- | :————————————————— |
| Dizi Adı | 8. Aile |
| Konsept | Dünyayı yöneten 7 aile teorisine Türk katkısı |
| Yaratıcılar| Ali Atay (Yazar, Yönetmen, Yapımcı) |
| Başrol Oyuncular | Haluk Bilginer, Serkan Keskin ve diğer 5 kardeş |
| Serkan Keskin Rolü | Ömer (Öfke sorunlu, küfürlü, absürt) |
| Çekim Süreci | Doğaçlama ağırlıklı, ekip işbirliği, yüksek efor |
| Öne Çıkan Detay | Küfür kullanımı senaryodan fazla, karakterlerin sette gelişimi |

İsmail Abi Gölgesinden Çıkış ve Yeni Ufuklar: Hep Barabar

Serkan Keskin, kariyerinin büyük bir dönemine damga vuran “Leyla ile Mecnun” dizisindeki İsmail Abi karakterinden uzaklaşmak ve farklı rollerle anılmak için büyük çaba sarf ettiğini ifade etmektedir. Ancak izleyicinin bu karakteri hala yoğun bir sevgiyle hatırlaması, onun tiyatroya yönlendirdiği genç nesiller için olumlu bir etki yaratmıştır. Keskin, İsmail Abi’nin, tiyatro ile tanışan birçok üniversite ve lise öğrencisi için bir köprü görevi gördüğünü, bunun hayatındaki en büyük iyiliklerden biri olduğunu dile getirmiştir.

Sanatçının en yeni projelerinden biri olan “Hep Barabar”, oyuncu arkadaşlarını müzik çatısı altında bir araya getiren kolektif bir albüm projesidir. Semaver Kumpanya yıllarında başlayan müzik serüveni, iki albümle devam etmiş ve şimdilerde “Hep Barabar” adıyla geniş bir oyuncu kadrosunun türkü söyleyerek yer aldığı bir projeye dönüşmüştür. Demet Evgar, Selen Öztürk, Gökçe Bağdır, Necati İşler, Özgür Çevik, Hasan Umut Kurt, Gülinler, Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay gibi önemli isimlerin katılımıyla zenginleşen bu proje, oyuncuların müzikal yeteneklerini sergilemelerine olanak tanımaktadır. Keskin, bu projeyi bir araya gelme, sosyalleşme ve gelecek nesillere bir sanat arşivi bırakma motivasyonuyla yürüttüğünü belirtmektedir.

“Saatleri Ayarlama Enstitüsü”: Tek Kişilik Bir Dev Performans

Serkan Keskin, Tanpınar’ın unutulmaz eseri “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nün tek kişilik uyarlamasında sergilediği performansla izleyicileri büyülemektedir. İki perdelik oyunda 50’den fazla karakteri canlandıran Keskin, bu fiziksel ve zihinsel olarak zorlayıcı performansı üç yılı aşkın süredir başarıyla sürdürmektedir. Sanatçı, bu tür uzun soluklu oyunlardan sıkılmadığını, her yeni oyunda farklı bir seyirciyle buluşmanın, farklı salonlarda ve şehirlerde oynamanın kendisine her seferinde yeni bir heyecan kattığını ifade etmektedir.

Ezber konusundaki yaklaşımı da oldukça dikkat çekicidir. Keskin, ezberi metni okuyarak değil, canlandırdığı karaktere ve aktardığı sözlere inanarak, onları içselleştirerek yaptığını belirtmektedir. Eğer bir karaktere veya hikayeye inancını yitirirse, metni ezberlemekte zorlandığını, ancak anlatmak istediği şeyi “gördüğünde” ezberlemenin kendiliğinden gerçekleştiğini dile getirmiştir. Performans sonrasında ise oyundan anında çıktığını, sahnedeki karakterin etkisinden kolayca kurtulduğunu aktarmıştır.

Gelecek Projeler ve Sanatçı Kimliğinin Derinliği

Serkan Keskin, yoğun çalışma temposuna rağmen gelecek için yeni projelere dair heyecanını korumaktadır. Klasik bir tiyatro oyunu sahneleme arzusu taşıyan sanatçı, bu dönemde büyük Ibsen veya Shakespeare eserlerinin kalabalık kadrolarla, geleneksel dekor ve kostümlerle sahnelenmesine büyük ihtiyaç duyulduğunu düşünmektedir. Ayrıca, pandemi döneminde ara verdiği “Metot” adlı oyununu yeniden sahnelemeyi planlamaktadır.

Özel hayatında da büyük bir heyecan yaşayan Keskin, eşi Meriç Aral ile olan kızları Güneş’in hayatlarına kattığı anlamı ve babalık deneyimini paylaşmıştır. Kızının gülümsemesiyle kurduğu bağı tarif eden sanatçı, eşinin annelik sürecindeki fedakarlığına ve gücüne olan hayranlığını dile getirmiştir.

Serkan Keskin, tüm bu projeleri ve yoğun temposuyla sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda kolektif ruhu besleyen, sanatsal birikimi geleceğe taşıyan ve sürekli üreten bir sanatçı kimliği sergilemektedir.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

S: Serkan Keskin’in seyircisiyle özel bir bağı olduğu söyleniyor, bu durum nasıl açıklanabilir?
C: Serkan Keskin, seyircinin kendisine duyduğu güveni, tiyatroya olan adanmışlığına ve her projede en iyiyi yapma çabasına bağlamaktadır. Tiyatro geçmişinin, izleyicinin ona karşı bir “peşin kredi” ile yaklaşmasını sağladığı, samimi ve iyi niyetli bir oyuncu olarak algılandığı belirtilmektedir.

S: “8. Aile” dizisindeki küfürlü sahnelerin senaryoda nasıl yer aldığı merak ediliyor?
C: Dizideki küfürlü ifadelerin, senaryoda belirtilen seviyenin üzerinde olduğu ifade edilmektedir. Çekimler sırasında oyuncular arasındaki doğaçlamanın, anın heyecanının ve ekip içi etkileşimin küfür kullanımının artmasında etkili olduğu, ancak montajda düzenleneceği düşüncesiyle bu duruma izin verildiği aktarılmıştır.

S: Serkan Keskin, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” gibi tek kişilik ve uzun süreli bir oyunun ezberini nasıl yapıyor?
C: Keskin, ezberi mekanik bir şekilde okuyarak değil, canlandırdığı karaktere ve aktardığı hikayeye inanarak ve bunları içselleştirerek yaptığını belirtmektedir. Bir role veya hikayeye inandığında ve onu anlatma arzusu taşıdığında, metni zahmetsizce ezberleyebildiği ifade edilmektedir.

Image placeholder

Yorum yapın