Günlük hayatın koşuşturmacasında, bazen öyle küçük detayları atlıyoruz ki, farkında bile olmadan nazik ve düşünceli `görgü kuralları` çerçevesinin dışına çıkabiliyoruz. Oysa bu ince çizgiler, aslında sadece başkalarına değil, kendimize de duyduğumuz saygının bir yansıması. İyi bir `iletişim adabı` kurmanın, hatta bir toplantıda kendimizi doğru ifade etmenin anahtarı, bu ufak tefek ama etkisi büyük `nezaket kuralları`nda gizli.
Peki, hepimiz zaman zaman yaptığımız, aslında niyetimiz kötü olmasa da yanlış anlaşılabilecek hatalar neler? Uluslararası bir sosyal `etiket kuralları` danışmanının sıkça karşılaştığı 10 yaygın hatayı ve bu durumdan nasıl kaçınacağımızı gelin birlikte keşfedelim. Belki de “Aaa, bunu ben de yapıyordum!” dediğiniz noktalar olacaktır.
1. Hediye Teşekkürünü Ertelemeyin!
Çok sık yapılan hatalardan biri, alınan bir hediye için zamanında teşekkür etmeyi unutmak. Hatta bazen hiç etmemek bile! Oysa hediye elinize ulaştığı an, paketi açmamış olsanız bile gönderene “Hediyen ulaştı, çok teşekkür ederim!” mesajı atmak altın kural. Sonrasında, hediyeyi açtıktan sonra, ona özel olarak bir kez daha teşekkür etmek, hediyenin ne kadar düşünceli olduğunu veya hediyeyi beğendiğinizi belirten ek bir mesajla `sosyal görgü kuralları`na uygun bir hareket olacaktır.
2. “Rica Ederim” Demek Neden Önemli?
Birisi size teşekkür ettiğinde, “Sorun değil” demek son zamanlarda dilimize yerleşmiş bir alışkanlık. Ancak dikkat edin, bu ifade aslında karşıdaki kişinin sizden rica ettiği şeyin sizin için bir “sorun” veya “yük” olduğunu ima eder gibi. Oysa doğru yanıt, yüzyıllardır süregelen “Rica ederim”, “Memnuniyetle” veya “Zevk benim için” gibi ifadelerdir. Bunlar, yaptığınız şeyin size keyif verdiğini, bir yük olmadığını gösterir. Çok daha nazik, değil mi?
3. “Hey” Demeden Önce İki Kere Düşünün!
Tanımadığınız birine veya sizden yaşça büyük birine mesaj atarken ya da yüz yüze selamlaşırken “Hey” demek pek de uygun değil. Bu kadar samimi bir hitap şekli, özellikle tanışıklığınız yoksa veya karşınızdaki kişi bir büyüğünüzse, saygısızca algılanabilir. Onun yerine, her zaman “Merhaba” veya “Selam” demek, `iletişim adabı` açısından çok daha doğru ve kapsayıcıdır.
4. El Sıkışma Adabı: Sosyal Ortamda Kadına Öncelik
Sosyal ortamlarda, bir erkeğin bir kadına ilk el uzatması incelik kurallarına aykırı olabilir. Özellikle vurgulayalım: sosyal ortamlarda, öncelik her zaman kadındadır. Kadınlar oturacakları yeri, en iyi manzarayı ve bir erkekle el sıkışıp sıkışmayacaklarını belirleme yetkisine sahiptir. Bu yüzden bir erkek olarak, kadın elini uzatana kadar beklemelisiniz. Aksi takdirde, eliniz havada kalabilir veya kadını istemediği halde el sıkışmak zorunda bırakabilirsiniz. Ancak iş hayatında, cinsiyetin bir önemi yoktur; pozisyon ve makam öncelik belirler.
5. Hapşırık Görgü Kuralları: Sağ El Tehlikeli
Hapşırırken sağ avucumuza hapşırmak çok sık görülen bir manzara. Oysa bu, hem görgüsüzce hem de hijyenik değil. Neden mi? Çünkü sağ elimizi genellikle insanlarla tokalaşmak için uzatırız. Bu da mikropların kolayca bulaşmasına neden olur. Doğrusu, dirseğinizin içine veya sol elinizin üst avucuna doğru hapşırmak, hatta konuşulan kişiden başınızı çevirerek özür dileyip ağzınızı kapatmaktır.
6. Parmakla İşaret Etmek Nezaketsizlik Midir?
Bir toplantıda veya sohbet ederken, bahsettiğiniz kişileri parmağınızla işaret etmek, birçok kültürde oldukça kaba kabul edilir. “Ali şunu dedi, Ayşe de böyle düşündü” derken parmağınızı uzatmak yerine, tüm elinizi kullanarak nazikçe o yöne doğru bir jest yapmak çok daha uygun bir `nezaket kuralı`dır.
7. Bir İsmi Yanlış Telaffuz Etmek veya Yazmak: Saygısızlığın Gizli Yüzü
Birinin adını yanlış yazmak, hatta ilk harfini küçük yazmak bile, karşıdaki kişiye duyulan saygıyı gölgeler. Deneyimler gösteriyor ki, insanlar adlarının yanlış telaffuz edilmesine veya yazılmasına oldukça içerliyor. Adını yanlış yazılan ya da telaffuz edilen bir e-posta, çoğu zaman ciddiye alınmıyor bile. Herkes adını sever ve adının doğru söylenmesini ister. Eğer birinin adını nasıl telaffuz edeceğinizden emin değilseniz, sormaktan çekinmeyin. “Adınızı nasıl telaffuz etmeliyim?” diye sormak, yanlış telaffuz etmekten çok daha iyi bir `iletişim adabı` örneğidir.
8. Çatal Bıçak Kullanımı: Sofra Düzenini Bozmayın
Yemeğinizi yerken kullandığınız çatal veya bıçağı, masaya değil, tabağınıza bırakmanız gerekir. İster kısa bir mola veriyor olun ister yemeğinizi bitirmiş olun, kullanılmış servis gereçleri asla doğrudan masa örtüsüne geri dönmemeli. Tabağın üzerinde belirli pozisyonlarda durmaları, hem bir `etiket kuralı` hem de hijyen meselesidir.
9. Doğru Kadehi Bulmanın Pratik Yolu
Partilerde veya kutlamalarda, masadan kalkıp dans ettikten sonra kendi kadehinizi bulmakta zorlanıyor musunuz? Merak etmeyin, bunun basit bir çözümü var! Sol elinizi “B” harfi (işaret parmağı yukarıda, başparmak yana doğru), sağ elinizi ise “D” harfi (işaret ve başparmak birleşmiş) yapar gibi düşünün. “B” ekmeğiniz ve tereyağınız içindir (solunuzda bulunur), “D” ise içeceğiniz içindir (sağınızda bulunur). Böylece, oturduğunuzda, kendi kadehinizi her zaman sağınızda bulacağınızı bilirsiniz!
10. Çay Bardağı Tutuşu: Serçe Parmağınız İçeri!
Çay veya kahve içerken serçe parmağımızı havaya kaldırmak, bir zamanlar asil ve zarif kabul edilen bir alışkanlıktı. Oysa modern `görgü kuralları`nda bu, tamamen yanlış bir davranış olarak kabul ediliyor. Doğru çay bardağı tutuşu, işaret parmağınız ve başparmağınızla kulpu kavrayıp, orta parmağınızı destek olarak kullanmaktır. Yüzük parmağınız ve serçe parmağınız ise içe doğru kıvrılmalı, yani çay bardağını normal bir şekilde tutar gibi olmalıdır.
Gördünüz mü, aslında `sosyal görgü kuralları` dünyası sandığımızdan daha renkli ve dinamik! Bu kurallar, sadece “doğru olanı yapmak”tan ibaret değil; aynı zamanda karşımızdaki kişiye değer verdiğimizi göstermenin, saygılı bir `iletişim adabı` geliştirmenin ve her ortamda kendimizi rahat hissetmemizi sağlamanın bir yolu. Belki de bu listeye bakınca, “Aaa, bunu ben de yapıyordum!” dediğiniz noktalar olmuştur. Hiç sorun değil! Mühim olan, farkına varmak ve ufacık bir değişiklikle fark yaratabilmek. Nezaket ve saygıyla dolu ilişkiler için her birimiz bir adım atabiliriz.
Sıkça Sorulan Sorular
S: Hediye aldığımızda ne zaman teşekkür etmeliyiz?
C: Hediyenin size ulaştığını öğrendiğiniz anda ilk teşekkür mesajını atmalısınız, paketi açmamış olsanız bile. Ardından, hediyeyi açtıktan sonra, ona özel olarak bir kez daha teşekkür etmelisiniz.
S: “Rica ederim” yerine “Sorun değil” demek neden yanlış?
C: “Sorun değil” demek, karşıdaki kişinin talebinin sizin için bir sorun veya yük olduğunu ima edebilir. Oysa “Rica ederim” veya “Memnuniyetle” gibi ifadeler, yaptığınız şeyin size keyif verdiğini gösterir ve daha naziktir.
S: Erkekler sosyal ortamda bir kadınla el sıkışırken neye dikkat etmeli?
C: Sosyal ortamlarda, erkeklerin bir kadın elini uzatana kadar beklemesi `görgü kuralları` gereğidir. Kadınlar el sıkışma inisiyatifini kendileri kullanır. Ancak iş ortamında, bu kural makam ve pozisyona göre değişir.