Şu anda okuduğunuz bu yazıya başlamadan önce, size bir soru sormak istiyorum: Beklenmedik bir 10.000 TL’lik harcamayı, hiç kredi çekmeden ya da kredi kartına yüklenmeden karşılayabilir misiniz? Yapılan bir araştırmaya göre, geliri oldukça yüksek olan hanelerin bile yüzde 25’i, böyle bir acil durum karşısında zorlanabiliyor. Bu durum bize gösteriyor ki, para biriktirme yolları sadece daha fazla kazanmakla ilgili değil, meselenin kökü çok daha derinlerde.
Peki sorun gelirde değilse, sürekli kazandığımızdan daha fazlasını harcamamıza yol açan ne? Bu yazıda, finansal alışkanlıklarımızı kökten değiştirecek, Simon Sinek’in “Neden Başla” prensibini kişisel finansımıza uyarlayan basit ama etkili bir egzersizi keşfedeceğiz.
Gelir Seviyesi Ne Olursa Olsun, Acil Durum Fonu Oluşturmak Neden Zor?
Az önce bahsettiğimiz araştırma oldukça çarpıcı. Sadece düşük gelirli haneler değil, yıllık 100 bin doların üzerinde kazanan ailelerin bile önemli bir kısmının küçük bir acil durumu karşılayamadığı ortaya çıktı. Bu durum, bize para biriktirme zorluğunun sadece “daha fazla kazanmak” meselesi olmadığını net bir şekilde gösteriyor. Elbette gelir önemli, ama asıl mesele harcama alışkanlıklarımızda ve kararlarımızın arkasında yatan düşünce biçimimizde yatıyor.
Gerçek Finansal Problemin Kalbinde: İhtiyaçlar, İstekler ve ‘Gerçekten İstekler’ Ayrımı
Çocukluğumuzdan beri bize öğretilen bir ayrım var: ihtiyaçlar ve istekler. Gıda, su, barınma ve giysi ihtiyaçlardır. Süpermarket kasasındaki çikolata, yeni çıkan video oyunu ya da o havalı ayakkabılar ise isteklerdir. Bu ayrımı hepimiz biliyor, değil mi? Ama çoğumuzun finansal eğitimi tam da burada durdu. Peki ya bir adım daha ileri gitseydik? İsteklerimiz ile ‘gerçekten isteklerimiz’ arasındaki farkı öğrenseydik?
Şu an bu yazıyı okuyorsanız, büyük ihtimalle elektriğiniz, internetiniz var, yemeğiniz hazır ve başınızın üzerinde bir çatı var. Temel ihtiyaçlarınız karşılanmış durumda. Yani hayatımızdaki çoğu şey aslında bir “ihtiyaç” değil, bir “istek”. Asıl problem de burada başlıyor: bu isteklerin hangilerinin bizim için derinlemesine bir değer taşıdığını, hangilerinin ise anlık heveslerden ibaret olduğunu ayırt edememek.
Satın Alma Kararlarının Arkasındaki Temel Değerleri ve Sonuçları Anlamak
Konu para biriktirmeye geldiğinde, pek çoğumuz “isteklerimi önceliklendireyim” diye düşünürüz. Ama mesele bundan çok daha fazlası. Simon Sinek’in iş dünyasına uyguladığı “Neden Başla” felsefesini finansal kararlarımıza uyarladığımızda, her şey bambaşka bir boyut kazanıyor. Bir ürün satın alırken, aslında o ürünün kendisini değil, o ürünün bize sağladığı sonucu veya temelinde yatan değeri önemsiyoruz.
Mesela, yeni bir kıyafet alırken, tişörtün kendisine değil, o tişörtü giydiğinizde hissedeceğiniz özgüvene, iyi görünmeye, belki bir ortamda fark edilmeye ya da bir iş görüşmesinde daha profesyonel durmaya önem verirsiniz. Satın alma kararlarınızın arkasındaki bu bilinçli harcama itici güçlerini anlamak, paranızı gerçekten değer verdiğiniz şeylere yönlendirmenizin ilk adımı.
Harcama Alışkanlıklarını Dönüştüren 5 Aşamalı Bir Egzersiz
Şimdi, bu yeni düşünce biçimini günlük hayatımıza nasıl entegre edeceğimize bakalım. İşte sizi her alışveriş kararında durup düşündürecek, 5 adımlı basit bir egzersiz:
1. Değerlerinizi Belirleyin: Hayatta sizin için en önemli olan değerler neler? Aileyle ve arkadaşlarla kaliteli zaman geçirmek mi, huzurlu ve konforlu bir yaşam alanı mı, seyahat etmek mi, yoksa uzun vadeli finansal özgürlük ve daha az stres mi? Bu genel değerleri listeleyin.
2. Belirli Bir Harcamanın Sonuçlarını Düşünün: Yapmak üzere olduğunuz belirli bir alışverişi (mesela dışarıda yemek yemeyi) ele alın. Bu harcama size hangi sonuçları getirecek? Sosyalleşme mi? Bulaşık yıkamama konforu mu? Ortam değişikliği mi?
3. Uyumunu Değerlendirin: Bu harcamanın getirdiği sonuçlar, 1. adımda belirlediğiniz temel değerlerinizle ne kadar örtüşüyor? Dışarıda yemek yemekle gelen “bulaşık yıkamama”, sizin için gerçekten bir değer mi, yoksa sadece anlık bir tembellik mi? Önemli olan, harcamanın gerçekten değerlerinize hizmet etmesi.
4. Yapılacak Fedakarlıkları Göz Önünde Bulundurun: Bu harcama size neye mal olacak? Sadece paraya mı, yoksa zamana da mı? Dışarıda bir akşam yemeği için harcanan parayla, başka ne kadar değerli bir şey yapabilirsiniz? Örneğin, o parayla başka bir “gerçekten istediğiniz” şeye yatırım yapabilir miydiniz?
5. Karar Verin: Şimdi karar zamanı. Bu bir “istek” mi, yoksa “gerçekten istek” mi? Eğer “gerçekten istek” değilse, o parayı başka bir “gerçekten istediğiniz” şeye ya da uzun vadeli birikiminize yönlendirmelisiniz. Mesela, dışarıda pahalı yemekler yemek yerine, daha uygun maliyetli kahve dükkanlarında arkadaşlarla uzun sohbetler, aynı sosyal zamanı ve ortam değişikliğini çok daha ekonomik sağlayabilir.
‘Gerçekten İstekleri’ Netleştirmenin Gereksiz Harcamaları Nasıl Durdurduğu
Bu 5 adımlı egzersizle “gerçekten isteklerinizi” netleştirdiğinizde, finansal yönetim becerilerinizde şaşırtıcı gelişmeler yaşandığını göreceksiniz:
1. Gereksiz Harcamalara Dur Diyeceksiniz: Sadece “birazcık istediğiniz” şeylere para harcamayı bırakacaksınız.
2. Uzun Vadeli Birikime Motive Olacaksınız: Neden para biriktirdiğinizi net olarak anlayacak ve bu motivasyon, tasarruf etmek zorlaştığında bile size güç verecek.
3. Daha Ucuz Alternatifler Keşfedeceksiniz: İstediğiniz sonuçları çok daha uygun maliyetle elde etmenin yollarını bulacaksınız. Çünkü önemli olan ürün değil, sağladığı sonuç!
Bir sonraki alışverişinizde, zihninizden bu adımları hızla geçirin. En çok hangi değerleri önemsiyorum? Bu alışveriş bana hangi sonuçları getirecek? Bu sonuçlar değerlerimle örtüşüyor mu? Ve bu fedakarlığa değer mi? Eğer cevap “hayır” ise, o parayı gerçekten değer verdiğiniz başka bir şeye veya birikiminize yönlendirin. İşte bu, bilinçli harcama yaparak para biriktirmenin en etkili yollarından biri. Seçim sizin, bu aracı kullanmak da, kullanmamak da.
—
Sıkça Sorulan Sorular
S: Bu yöntem kimler için uygundur?
C: Gelir seviyesi ne olursa olsun, para biriktirmekte zorlanan, harcama alışkanlıklarını sorgulamak isteyen, finansal özgürlüğe veya daha az strese ulaşmayı hedefleyen herkes için bu yöntem oldukça faydalıdır. Temelinde yatan bilinçli tüketim ve değer odaklı karar alma prensipleri, herkesin kişisel finans yönetimini iyileştirmesine yardımcı olabilir.
S: “Gerçekten istek” ne anlama geliyor?
C: “Gerçekten istek”, sadece anlık bir heves veya kısa süreli bir tatmin değil, hayatınızdaki temel değerlerinizle doğrudan uyumlu olan ve uzun vadede size gerçek fayda veya mutluluk sağlayan arzulardır. Bu, genellikle daha derin bir amaca hizmet eden veya daha büyük bir resmin parçası olan isteklerdir; örneğin, huzur, özgürlük, aile ile kaliteli zaman gibi değerleri destekleyen harcamalar.
S: Türkiye’deki ekonomik koşullarda bu yöntem nasıl uygulanır?
C: Bu egzersiz, temelinde değerleri anlamaya dayandığı için, ekonomik koşullar ne olursa olsun, kişisel kararlarınızı daha bilinçli hale getirmenize yardımcı olur. Yüksek enflasyon dönemlerinde bile, önceliklerinizi belirlemek, kısıtlı bütçenizi en değerli gördüğünüz alanlara yönlendirmenizi sağlar. Sosyal harcamalar veya aile ziyaretleri gibi kültürel dinamiklerde de bu mantıkla ‘gerçekten ne istiyorum’ sorusunu sorarak daha uygun maliyetli ama aynı değeri sunan alternatifler bulabiliriz. Bu, eldeki parayı en verimli şekilde kullanarak maksimum değeri elde etmeyi amaçlar.