Hepimiz yorgun hissedebiliriz ama bir düşünün: İşletmeler neden batar? Çoğu zaman “kârsızlık” akla gelir, değil mi? Ama gerçek şu ki, işletmelerin %90’ından fazlası kâr etmediği için değil, nakit akışı bittiği için kapanıyor! Şaşırtıcı ama doğru. Bir işletme, bir süre kârsız olsa bile ayakta kalabilir, ancak nakdi bittiğinde, hikaye orada biter. İşte bu yüzden, nakit akışı ve kar farkı konusunu derinlemesine anlamak, işletmenizin sağlığı için hayati önem taşıyor. Gelin, bu karmaşık görünen ama aslında çok basit gerçeği birlikte çözelim.
Nakit Akışı Neden Kârdan Daha Önemli?
Birçok işletme sahibi, kar ve nakit akışını aynı şey sanır. Ama yanılıyorlar, defalarca söylüyorum: nakit akışı, kâr ile aynı şey değildir. Bu ayrımı yanlış anlamak, işletmenizin başarısız olmasının tek nedeni bile olabilir.
Piyasadaki birçok kârsız işletme hala ayakta duruyor. Ama nakit akışı tükenmiş ve hala varlığını sürdüren tek bir işletme bile gösteremem size. İşletmenizin nefes alıp vermesini sağlayan şey, kasasındaki o gerçek paradır, yani nakittir.
Kar ve Nakit Akışı Arasındaki Temel Fark Nedir?
Peki, nedir bu nakit akışı ve kar arasındaki büyük fark? Oldukça basit:
Nakit akışı, işletmenize giren ve çıkan paranın, yani elinizdeki o “gerçek” paranın akışıdır. Cebinize giren her kuruş ya da cebinizden çıkan her kuruş, nakit akışını oluşturur. Pozitif nakit akışı, hesaba giren paranın çıkandan fazla olması demek; negatifse tam tersi, para kaybediyorsunuz demektir.
Öte yandan kâr, belirli bir dönemde kazanılan gelirler ile yapılan harcamalar arasındaki finansal kazanç veya kayıptır. Buradaki anahtar kelimeler “kazanılan” ve “katlanılan”dır. Birinden para kazanmış olabilirsiniz, faturasını kesmiş olabilirsiniz, ama o para henüz cebinize girmemiş olabilir. İşte bu, kârın nakit akışından ayrıldığı noktadır.
Düşünün, birine bir hizmet verdiniz. Teknik olarak para kazandınız. Ama o an size ödeme yapacak parası yoksa, cebinize nakit girmez. Aynı şekilde, bir faturanız olabilir, bir borcunuz olabilir ama henüz ödememiş olabilirsiniz. Kar tablonuzda bu gider olarak görünse de, nakit akışınızdan henüz çıkmamıştır.
Neden Sadece Kâr Zarar Tablosu Yeterli Değil?
İşletmelerin finansal sağlığını değerlendirirken yaptıkları en büyük hatalardan biri, sadece gelir tablosuna, yani kar zarar tablosuna odaklanmaktır. Bu tablo, kazandığınız geliri ve katlandığınız giderleri gösterir; yani kârınızı.
Ancak bu tablo, işletmenizin can damarı olan nakit akışı hakkında size hiçbir şey söylemez. Gelir tablosu, “kazandığınız” ve “katlandığınız” şeyler hakkında bilgi verirken, nakit akışı tablosu “gerçekte cebinize giren” ve “cebinizden çıkan” parayı gösterir. Bu yüzden, gerçek finansal durumu görmek için sadece kar zarar tablosuna değil, aynı zamanda nakit akışı tablonuza da bakmak zorundasınız.
Eğer elinizde bir nakit akışı tablosu yoksa veya oluşturamıyorsanız, en azından kar zarar tablonuza nakit esasına göre bakmayı deneyin. Bu, işletmenizin nakit pozisyonu hakkında daha iyi bir fikir edinmenize yardımcı olabilir.
Nakit Akışı Tablosunun Yapısı Nasıldır?
Peki, bu önemli nakit akışı tablosu tam olarak nedir? Temel olarak, işletmenizdeki nakit akışını özetleyen bir tablodur. İdeal olarak, bu tabloyu her ay kontrol etmelisiniz. Genellikle üç ana bölümden oluşur:
1. İşletme Faaliyetleri: İşletmenizin normal günlük operasyonlarından kaynaklanan nakit giriş ve çıkışlarıdır. Müşterilerden nakit tahsilatı veya tedarikçilere yapılan ödemeler gibi.
2. Finansman Faaliyetleri: İşletmenizin finansmanıyla ilgili nakit hareketleridir. Kredi almaktan veya kredi faizi ödemekten kaynaklanan giriş ve çıkışlar bu bölüme girer.
3. Yatırım Faaliyetleri: İşletmeniz için varlık satın almak veya satmakla ilgili nakit giriş ve çıkışlarıdır. Gayrimenkul veya ekipman alımları gibi.
Bu üç bölüm, işletmenizin nakdinin nereden geldiğini ve nereye gittiğini net bir şekilde gösterir.
Nakit Akışınızı Nasıl İyileştirebilirsiniz?
İşletmenizin nakit akışını güçlendirmek için atabileceğiniz birkaç önemli adım var. Unutmayın, nakit akışı yönetimi demek, işletmenizin uzun ömürlü olmasını sağlamak demektir.
İlk olarak, tabii ki, nakit akışınızı anlamalısınız. Eğer ne olduğunu bilmiyorsanız, hiçbir strateji işe yaramaz.
Ardından, tahsilat hızınızı artırmanın yollarını bulun. Müşterilere fatura göndermek yerine, anında elektronik ödeme seçenekleri sunarak tahsilatı hızlandırabilirsiniz. Para ne kadar çabuk cebinize girerse, nakit akışınız o kadar iyi olur.
Son olarak, ödemelerinizi yavaşlatmanın yollarını arayın. Tedarikçilerinizle ödeme koşullarını müzakere ederek, hizmet verildikten veya ürün teslim edildikten 15-30 gün sonra ödeme yapmayı teklif edebilirsiniz. Birçok tedarikçi için bu standart bir uygulamadır. Bu, nakdinizin daha uzun süre işletmenizde kalmasını sağlar ve işletme finansmanınızı rahatlatır. Tabii ki kimse borçlu kalmaktan hoşlanmaz, bu bir son çare olarak görülebilir.
Unutmayın, bu sadece başlangıç. Nakit akışınızı sürekli gözlemlemek ve yönetmek, başarılı bir işletmenin temel direğidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Nakit akışı ile kâr arasındaki temel farkı neden herkes karıştırır?
Çünkü her iki kavram da parayla ilgili olduğu için sıkça karıştırılır. Kâr, bir dönemin sonunda “kağıt üzerinde” ne kadar kazandığınızı gösterirken, nakit akışı cebinizdeki gerçek paranın hareketini ifade eder. Bir işletme kârlı görünebilir ama nakdi yetersizse yine de zor durumda kalabilir.
Negatif nakit akışının bir işletme üzerindeki en büyük etkisi nedir?
Negatif nakit akışı, bir işletmenin operasyonlarını sürdürecek yeterli parası olmadığı anlamına gelir. Bu durum, maaş ödemeleri, tedarikçi faturaları ve diğer acil giderlerin karşılanamamasına yol açarak işletmenin faaliyetlerini durdurmasına ve kapanmasına neden olabilir.
Nakit akışımı düzenli olarak nasıl takip etmeliyim?
Nakit akışınızı en iyi şekilde takip etmek için her ay düzenli olarak nakit akışı tablonuzu incelemelisiniz. Eğer bu tabloya erişiminiz yoksa, gelir tablonuzu (kar zarar tablosu) nakit esasına göre değerlendirerek de işletmenizin nakit pozisyonu hakkında fikir edinebilirsiniz. Bu, erken uyarı işaretlerini görmenize ve önlem almanıza yardımcı olur.