Birçoğumuzun düşündüğünün aksine, işletmeler genellikle kötü bir strateji yüzünden değil, kurucunun kendisi bir kurucu darboğazı haline geldiği için büyüme duraklamasına girer. Peki, bu sessiz katili nasıl fark edebiliriz ve daha önemlisi, onu nasıl ortadan kaldırabiliriz? Gelin, işimizi kurucudan bağımsız hale getirerek nasıl ölçeklenebilir bir yapıya kavuşturacağımıza bir göz atalım.
Başlangıçta, işinizin motoru sizsiniz. Her şeyi siz yaparsınız, tüm kararlar sizin üzerinizden geçer. Bu çok doğal ve olması gereken bir durum. Ancak, eğer bu durum kalıcı olursa, motor bir süre sonra tıkanır, hatta tamamen durabilir. İşletmeniz 2 milyon, 5 milyon veya 10 milyon dolarlık cirolara ulaşmak istiyorsa, bu “kurucu odaklı” iş modelinden çıkmanız şart.
Size buraya getiren düşünce yapısı ve çalışma biçimi, sizi oraya götürmeyecektir. Hatta, şu anki durumunuzda kalmanıza neden olabilir. Bu yüzden, iş modelinizde bir mimari değişikliğe gitmeniz gerekiyor. Karşımıza çıkan dört ana darboğazı adım adım inceleyelim.
İşletmelerin Büyümesinin Önündeki En Büyük Engellerden Biri, Kurucunun Bir ‘Darboğaz’ Haline Gelmesidir; Bu Durum İşin Ölçeklenmesini Durdurur.
İşinizi ilk kurduğunuzda, her şey sizden geçer. Tüm ipleri elinizde tutarsınız, her kararı siz verirsiniz. Bu enerji, ilk aşamada işletmeyi ileri taşır. Ancak bir noktadan sonra, bu durum artık bir avantaj olmaktan çıkar ve en büyük engeliniz haline gelir. Bir bakmışsınız, işler sizin onayınız olmadan ilerleyemiyor. Her şey size bağlı olduğu için süreçler yavaşlar, verimlilik düşer ve ekip üyeleriniz insiyatif almaktan çekinir.
Bu durum, aslında sizin yeterince çalışmadığınızdan veya yeteneksiz olduğunuzdan kaynaklanmaz. Tamamen İşletme Büyümesi Stratejileri açısından mimari bir sorundur. Şirketinizin bir sonraki seviyeye çıkabilmesi için, sizin bir ‘kapak’ değil, bir ‘katalizör’ olmanız gerekir. Kurucunun düşünce yapısını ürüne dönüştürmek, yani işi kurucudan bağımsız hale getirmek, ölçeklenebilir bir modelin temelidir.
Karar Alma Darboğazını Aşmak İçin ‘Karar Hakları’ ve RACY Tablosu Gibi Sistemler Kurarak, Kritik Olmayan Kararları Ekibe Devretmek Hız ve Verimlilik Sağlar.
Eğer “Ben onaylamadan hiçbir şey ilerlemez” veya “Tüm kararlar benim üzerimden geçiyor” cümlelerini kendinize sık sık yakalıyorsanız, bir karar alma darboğazındasınız demektir. Bu, şirketinizin hızını anında düşüren bir durumdur.
Bu darboğazı aşmanın yolu, karar hakları sistemi kurmaktan geçer. RACY tablosu (Responsible, Accountable, Consulted, Informed – Sorumlu, Hesap Veren, Danışılan, Bilgilendirilen) bu konuda harika bir başlangıç noktasıdır. Amacınız, kritik olmayan kararlarda kendinizi “Bilgilendirilen” kutucuğuna taşımaktır. Ekibinize sorumluluk verin, kararların arkasında durmalarını sağlayın ve onlara güvenin. Bu, hem sizin yükünüzü hafifletir hem de ekibin yetkinliğini ve motivasyonunu artırır.
İletişim Darboğazını Gidermek İçin Düzenli ve İyi Yönetilen Toplantı Ritimleri, Performans Karneleri (Scorecard) ve Asana, ClickUp Gibi Proje Yönetim Araçları Kullanılmalıdır.
“Herkesin köprüsü benim,” “Arabulucu benim,” “Tüm e-postalar bana gelir, ben de ekibe yönlendiririm” gibi ifadeler tanıdık geliyorsa, bir iletişim darboğazınız var demektir. Bu, liderlik değil, adeta bir insan Slack kanalı olmaktır. Her şeyin üzerinden geçtiği bir toplama kampı.
Bu sorunu çözmek için birkaç şey yapmalıyız. Öncelikle, iyi yönetilen toplantı ritimleri oluşturmak şart. Toplantıların kendisi enerji emici olabilir, ancak az ve öz, iyi planlanmış toplantılar inanılmaz faydalıdır. İkincisi, performans karneleri (scorecard) kullanın. Ekip üyelerinize sahiplenecekleri bir alan ve performanslarını takip edecekleri bir araç verin. Üçüncüsü, iletişimi tek bir merkezde toplayacak bir proje yönetim aracı kullanın. Asana, ClickUp, Monday.com veya Basecamp gibi platformlar, sizin aracı olmanıza gerek kalmadan tüm bilgiyi ortak bir alana taşır. Bu sayede Yönetim Darboğazları ortadan kalkar ve bilgiler akıcı hale gelir.
Görev Darboğazından Kurtulmak İçin Kurucunun Yüksek Değerli (Vizyon, Strateji) İşlere Odaklanması, Diğer Tüm Görevleri Ekibine Veya Dış Kaynaklara Devretmesi Şarttır.
“Onlar benim gibi yapamaz, o yüzden ben yapmaya devam ediyorum” düşüncesi, kurucuların en sık düştüğü tuzaklardan biridir. Bu, adeta bir “şehit kurucu” sendromu gibi işler ve sizin şirketteki en büyük probleminiz haline gelebilir.
Bu darboğazı aşmak için kendinize bir “satın alma bedeli” belirleyin. Yani, “Eğer bu işin saatlik maliyeti 1000 dolar değilse, ben yapmıyorum” zihniyetini benimseyin. Buradaki 1000 dolar, elbette mecazi bir rakam; önemli olan yüksek değerli işlere odaklanmanız gerektiğidir. Şirketin vizyonunu belirlemek, stratejileri oluşturmak gibi temel ve devredilemez görevler size aittir. Reklamları yönetmek, metin yazmak, müşteri aramaları yapmak veya sunumlar hazırlamak gibi görevleri ise ekibinize veya dış kaynaklara devretmelisiniz. Bu yaklaşım, Ölçeklenebilir İş Modeli oluşturmanız için hayati önem taşır.
Öncelik Darboğazını Çözmek İçin Ekibe Kendi Önceliklerini Belirleme Yeteneği Kazandırılmalı, OKR’lar Veya ‘Rocks’ Gibi Araçlarla Hedefler Netleştirilmelidir.
Eğer “Sadece ben neyin önemli olduğunu biliyorum” diyorsanız, bu, ekibinizin önceliklendirme konusunda size bağımlı olduğu anlamına gelir. Ve bu onların değil, sizin bir sorunudur. Çünkü onlara nasıl önceliklendireceklerini hiç öğretmediniz.
Bu durumu düzeltmek aslında oldukça basittir. Ekibinize daha fazla karar alma yetkisi verin. Onlara hatalar yapabilecekleri, ancak bu hataların ölümcül olmayacağı durumlar yaratın. OKR’lar (Hedefler ve Anahtar Sonuçlar) veya “Rocks” gibi araçlarla hedefleri netleştirin ve öncelikleri belirlemelerinde onlara yol gösterin. Sonra da bırakın, kendi yollarını bulsunlar. Önceliklerin onlara ait olması, ekibin olgunlaştığını ve liderliğin sağlamlaştığını gösteren önemli bir işarettir.
Peki, siz bir iş sahibi olarak, bir kurucu denetimi yaptınız mı hiç? Darboğaz siz misiniz? Eğer yanıtınız evet ise, endişelenmeyin. İşletmenizin “işletim sistemi” bozulduysa, tek yapmanız gereken yenisini yüklemek. Kararları devredin, performans karnelerinizi oluşturun, takvimin ötesinde yaşayacak öncelikler belirleyin ve işe başladığınızdaki amacınızı unutmayın: Kendi zamanınızın sahibi olmak. İşinizin sizi yönetmesine izin vermeyin, siz işinizi yönetin.
Sıkça Sorulan Sorular
Kurucu darboğazı nedir?
Kurucu darboğazı, bir işletmenin kurucusunun, işin büyümesini ve ölçeklenmesini engelleyen merkezi bir karar alma, iletişim, görev veya öncelik belirleme noktası haline gelmesidir. Bu durum, kurucunun onayı olmadan süreçlerin ilerleyememesine yol açar.
Kurucu darboğazı olduğunu nasıl anlarım?
Kendinizi “Ben onaylamadan hiçbir şey ilerlemez,” “Tüm iletişimin köprüsü benim,” “Bu işi benim gibi kimse yapamaz,” veya “Neyin önemli olduğunu sadece ben bilirim” derken buluyorsanız, bir kurucu darboğazı yaşıyor olabilirsiniz. Ayrıca, ekibinizin inisiyatif almakta zorlandığını veya işlerin yavaş ilerlediğini fark edebilirsiniz.
Kurucu darboğazını aşmak için temel adımlar nelerdir?
Darboğazı aşmak için dört ana alana odaklanmak gerekir: karar alma mekanizmalarını (Karar Hakları, RACY), iletişim akışlarını (toplantı ritimleri, proje yönetim araçları, performans karneleri), görev devirlerini (yüksek değerli işlere odaklanma, “satın alma bedeli” zihniyeti) ve öncelik belirleme süreçlerini (OKR’lar, “rocks” ile ekibe yetki verme) sistematikleştirmek.