Küçük bir kıvılcım, saniyeler içinde koca bir cehenneme dönüşebilir mi? Londra’nın kalbinde, 1987 yılının soğuk bir Kasım akşamında, tam da böyle akıl almaz bir felaket yaşandı. Londra Metrosu’nun en işlek istasyonlarından King’s Cross’ta, Piccadilly hattından inen yolcular eskiden kalma ahşap yürüyen merdivenlerden yukarı doğru ilerlerken, bir yolcunun fark ettiği o ilk garip parıltı… Kim bilebilirdi ki bu küçücük yürüyen merdiven yangını, sadece dakikalar içinde 31 kişinin hayatına mal olacak katastrofik bir olaya dönüşecekti?
1987’deki King’s Cross Yangını, Londra Metrosu’nda 31 Kişinin Ölümüyle Sonuçlanan Büyük Bir Felakettir
O akşam, Londra İtfaiyesi olay yerine geldiğinde, gördükleri sıradan bir yürüyen merdiven yangınıydı. Daha önce yüzlerce kez karşılaştıkları bir durum. Ancak saniyeler içinde her şey değişti. Alevler aniden tüm yürüyen merdiveni sararak bilet holüne doğru bir ateş jeti gibi fırladı. Bu hız ve şiddet, yangın uzmanlarını bile şaşkına çevirdi. Aylarca süren incelemeler, yangının neden bu kadar hızlı ve ölümcül bir şekilde yayıldığını anlamak için bir dedektiflik macerasına dönüştü.
Yangın Araştırmacıları, V-Desenleri, Kömürleşme Derinliği ve Yanıcı Madde Kullanımı Gibi İpuçlarını Kullanarak Yangının Kaynağını ve Yayılımını Tespit Eder
Peki, yangın araştırmacıları, felaket sonrası kalan enkazda ne gibi ipuçları ararlar? Genellikle, alevler yukarı ve dışarı doğru yayıldığı için, bir duvarın yanında yanan nesneler V şeklinde izler bırakır. Eğer nesne duvardan biraz uzaktaysa, daha geniş bir U şekli oluşur. Oksijenin bol olduğu kapılar veya pencereler gibi açıklıklar da alevleri çekerek bazen yangının başlangıç noktasını olduğundan daha hasarlı gösterebilir.
Bunun yanı sıra, malzemeler belirli bir sıcaklığa ulaştığında içlerindeki su molekülleri ve organik bileşikler gaza dönüşür, geriye bir kömürleşme katmanı bırakır. Malzeme yandıkça, bu kömürleşme içeri doğru ilerler. Dolayısıyla, odadaki benzer malzemelerin kömürleşme derinliğini ölçmek, araştırmacılara yangının nerede daha önce başladığına dair bir fikir verir. Şüpheli bir durumda, örneğin benzin gibi yanıcı bir madde kullanıldıysa, özel eğitimli köpekler bile bu kokuları tespit edebilir. Ancak King’s Cross’ta tüm bu kurallar altüst olmuştu.
Yangın, Başlangıçta Küçük Görünse de, ‘Hendek Etkisi’ Adı Verilen Eşsiz Bir Fiziksel Fenomen Nedeniyle Hızla Yayılarak Katastrofik Boyutlara Ulaştı
Londra Metrosu’nda yürüyen merdiven yangınları aslında hiç de nadir değildi. King’s Cross yangınından önceki 30 yılda, dört yüzden fazla rapor edilmişti. İstasyonlarda sigara içmek yasak olmasına rağmen, insanlar bu kuralı sıkça çiğner, merdivene binmeden hemen önce sigaralarını yakarlardı. Düşen kibritler ve sigaralar, hala ahşaptan yapılmış olan yürüyen merdiven basamakları arasındaki boşluklara düşer, küçük yangınlara neden olurdu. İlginç olan, bu yangınların neredeyse tamamı kendiliğinden sönerdi. Peki, King’s Cross’ta ne oldu da durum böylesine korkunç bir felakete dönüştü?
Araştırmacılar istasyondaki diğer yürüyen merdivenleri incelediğinde, yıllarca temizlenmemiş, büyük miktarda gres birikintisi olduğunu fark ettiler. Bu gres tek başına zor tutuşurdu ama yılların birikimiyle toz, lif ve düşen kalıntılarla dolmuştu. Yapılan testler, düşen bir kibritin bu kirli gresi kolayca tutuşturduğunu gösterdi. Ancak yine de yangın dikeyde yanıyor ve kendiliğinden sönüyordu. Bir şeyler eksikti. Görgü tanıkları, yangının tuhaf davrandığını, yukarı değil, eğimli bir açıyla, neredeyse yatayda ilerlediğini söylüyorlardı. Bu, yangın davranışının bilinen tüm kurallarına aykırıydı.
Hendek Etkisi, Eğimli Bir Yürüyen Merdiven Boşluğunda Yangının Normalde Yukarı Değil, Yatayda İlerleyip Hızlanarak Tüm Alanı Kısa Sürede Alev Sarmasına Neden Olur
İşte tam bu noktada, o güne kadar bilinmeyen eşsiz bir fiziksel fenomen keşfedildi: hendek etkisi. Bilim insanları, dönemin en güçlü süper bilgisayarlarından birini kullanarak yangını simüle ettiler. Sonuçlar şaşırtıcıydı: Alevler ve sıcak gazlar yukarı doğru değil, tam da görgü tanıklarının anlattığı gibi, yürüyen merdiven basamaklarının tüm uzunluğu boyunca yayılıyordu.
Peki, bu nasıl oluyordu? Yürüyen merdiven boşluğunun 30 derecelik açısı ve hendek benzeri şekli sayesinde, alevler dışarı yayılamıyordu. Isı, hendeğin yönünde akmaya zorlandı. Başlangıçta bazı alevler boşluklardan yukarı kaçsa da, büyük çoğunluğu yürüyen merdiven basamaklarının altına doğru itildi. Bu sıcak gaz akışı, yürüyen merdiven boşluğunda hızlandıkça basıncı düştü. Basamakların altında ve üstünde oluşan bu basınç farkı, yangını yavaş yavaş iterek basamakların alt kısmına yapışmasını sağladı. Yangın ne kadar sıcak yanarsa, o kadar hızlı ilerliyor ve basamaklara o kadar sıkı yapışıyordu.
Görgü tanıkları, merdivenin ortasında nispeten küçük bir ateş gördüklerini sanıyorlardı. Ancak basamakların altında, sıcak gazlar tüm ahşap yürüyen merdivenin her noktasını 500 derecenin üzerine çıkarıyordu. Bu gazlar daha sonra bilet holüne doğru bir boru gibi akarak sahte tavanın üzerindeki boşluğu dolduruyordu. Malzemeler belirli bir sıcaklığa ulaştığında kendiliğinden tutuşur ve yangın anında yayılır; buna ani alevlenme (flashover) denir. Ve tam da bu oldu. Merdiven ve sıcak gazlar bu kritik sıcaklığa ulaştığında, aniden her şey tutuştu. Bilet holüne doğru koşan bir ateş topu, her yüzeyi tutuşturarak alanı yangın ve dumanla doldurdu.
Bu Olay Sonucunda Tüm Ahşap Yürüyen Merdivenler Değiştirildi ve Otomatik Sprinkler Sistemleri ile Isı Dedektörleri Gibi Yeni Güvenlik Önlemleri Alınarak Yangın Güvenliği Standartları Önemli Ölçüde İyileştirildi
King’s Cross yangını, sadece Londra için değil, tüm dünya için yangın güvenliği konusunda bir dönüm noktası oldu. Bu trajik olayın ardından, hemen harekete geçildi. İstasyonlardaki tüm ahşap yürüyen merdivenler derhal sökülerek metalden yapılmış olanlarla değiştirildi. Gelecekte benzer felaketlerin önüne geçmek amacıyla, yürüyen merdivenlerin altına ısı dedektörleri ve otomatik sprinkler sistemleri kuruldu. Bu yeni güvenlik önlemleri, toplu taşıma sistemlerinde yangın güvenliği standartlarını önemli ölçüde yükseltti ve binlerce hayatın kurtarılmasına vesile oldu.
King’s Cross yangını, doğanın en yıkıcı güçlerinden biri olan ateşin ne kadar gizemli ve öngörülemez olabileceğini acı bir şekilde gösterdi. Ancak aynı zamanda, bilim ve mühendisliğin bu sırları nasıl çözebileceğini ve gelecekteki felaketleri önlemek için neler yapabileceğimizi de kanıtladı.
***
Sıkça Sorulan Sorular
King’s Cross Yangını ne zaman ve nerede meydana geldi?
King’s Cross Yangını, 18 Kasım 1987 tarihinde Londra’nın King’s Cross St. Pancras Metrosu istasyonunda meydana geldi.
Hendek etkisi nedir ve yangını nasıl etkiledi?
Hendek etkisi, King’s Cross yangınında keşfedilen eşsiz bir fiziksel fenomendir. Yürüyen merdiven boşluğunun eğimli ve hendek benzeri yapısı nedeniyle, sıcak gazlar ve alevler normalde yukarı doğru yükselmek yerine, merdiven basamaklarının altında yatay olarak ilerleyip hızlandı. Bu durum, tüm ahşap yürüyen merdiveni kısa sürede aşırı derecede ısıtarak ani alevlenmeye ve yangının hızla katastrofik boyutlara ulaşmasına neden oldu.
King’s Cross Yangını sonrasında hangi güvenlik önlemleri alındı?
King’s Cross Yangını’nın ardından, Londra Metrosu’ndaki tüm ahşap yürüyen merdivenler metal olanlarla değiştirildi. Ayrıca, yürüyen merdiven boşluklarına otomatik sprinkler sistemleri ve ısı dedektörleri gibi modern yangın güvenliği önlemleri eklendi. Bu olay, dünya genelinde toplu taşıma yangın güvenliği standartlarının yeniden değerlendirilmesine ve iyileştirilmesine yol açtı.