Bazen karşımıza öyle isimler çıkar ki, bilimin yerleşik dogmalarına adeta kafa tutar. Uzmanlık alanının dışına çıkarak, evrenin ve gezegenlerin oluşumu hakkında öyle iddialı teoriler ortaya atar ki, akademik dünya onları yaftalamaktan geri durmaz. Peki ya bu “çılgın” teorilerin bazıları yıllar sonra şaşırtıcı bir şekilde doğrulanırsa ne olur? İşte bugün, böylesi sarsıcı bir figürü, Immanuel Velikovsky‘yi ve onun meşhur Çarpışan Dünyalar adlı eserini konuşacağız.
Akademik Sınırları Aşan Bir Zihin: Immanuel Velikovsky
1895 yılında bugünkü Belarus’ta doğan Velikovsky, Moskova’da matematik ve tarih okumuş, ardından tıp eğitimi almış bir psikiyatrdı. Kendi alanında oldukça saygın bir doktorken, tarihi merakı onu bambaşka bir yola sürükledi. 1924’te Filistin’e yerleşip arkeolojik çalışmalar yaptı, Freud’un cesur teorilerinden güç aldı. Ve astrofizik veya kuramsal fizik alanında hiçbir eğitimi olmamasına rağmen, özellikle Tevrat ve İncil’deki anlatıları doğrular nitelikte, evrenin oluşumu hakkında teoriler geliştirmeye başladı.
Bu iddialı tezlerini topladığı “Çarpışan Dünyalar” isimli kitabını yayınlatmak için yayınevlerinin kapılarını aşındırdı ve nihayet 1950’de yayınlamayı başardı. Kitap, halk tarafından büyük ilgiyle karşılanırken, bilim dünyasında tam bir deprem etkisi yarattı. Newton ve Darwin gibi isimlerin fikirlerine savaş açtığı düşünülen Velikovsky, akademik çevreler tarafından “komplo teorileri üreten bir çılgın” olarak yaftalandı. Ancak bu hor görenler arasında Albert Einstein ve Carl Sagan gibi dev isimlerin onun çalışmalarını ilgiyle takip etmesi, durumun paradoksal yönünü gözler önüne seriyordu.
Venüs’ün Gizemi ve Kozmik Felaketler: Şaşırtıcı Tahminler
Velikovsky’nin Çarpışan Dünyalar kitabında öne sürdüğü en radikal iddialardan biri, Venüs’ün kökeni hakkında. Ona göre Venüs, Jüpiter’den kopmuş bir parçaydı. Bu patlamanın ardından, Güneş etrafındaki yörüngesine oturmadan önce dünyamızın yolu üzerine çıkarak felaketlere yol açmıştı. Dahası, Venüs’ün halen son derece sıcak olması gerektiğini savunuyordu. 1950’lerde bu, anlamsız bir varsayım olarak görülse de, 1962’de Venüs’ü yakından geçen Mariner 2 uzay aracı yüzey sıcaklığını 430 derece olarak kaydetti! Sonraki ölçümler 480 dereceye ulaştı. Velikovsky’nin Venüs’ün atmosferinin son derece yoğun olduğu tahmini de doğrulanacaktı. Hatta İngiliz gökbilimci R. E. Alden, matematik yoluyla Venüs ve diğer bazı gezegenlerin Jüpiter’den kopmuş olduklarını kanıtladı.
Üstat, dünyamızın M.Ö. 15. ve 8. yüzyıllarda korkunç derecede iki kez sarsıldığını iddia etti. Başka gezegenlerle çok yakın geçişler sonucunda meydana gelen bu kozmik afetler, dünya ekseninde kaymalara ve küresel felaketlere yol açmıştı. İlk yakın geçişin Venüs’le, sonrakinin ise Mars’la yaşandığını söyledi. Bu afetlerin kanıtlarını Mısır papirüsleri, Tevrat ve mitolojik efsanelerde aradı.
Velikovsky’nin öngörüleri bununla da kalmadı. Mars üzerinde, dünya ile yakın geçiş sonucu meydana gelen kalıntıların olması gerektiğini ve ay yüzeyinde de bu etkileşimlerden doğan izler bulunduğunu söyledi. Bugün kanıtlanan diğer bir tahmini ise, 1954’te ortaya attığı, Mars atmosferinde nadir gazlardan argon ve neon bulunması gerektiği fikriydi. Uzmanlar buna gerekçe görmese de, 1973’teki bir Rus uzay araştırması Mars atmosferinde bu gazları önemli miktarlarda saptadı.
Bilim Dünyasının Tepkisi ve Tartışmalı Kanıtlar
Peki, Velikovsky’nin bu kadar haklı çıktığı nokta varken neden bilim dünyası ona bu kadar cephe aldı? En büyük eleştiri, onun metodolojik araştırma yerine Tevrat’ta yazılanları kanıtlamak için bilimsel kanıtları görmezden gelme eğilimiydi. Mitlerle veya dini söylemlerle tez üretmek, günümüz bilimi için kabul edilebilir bir yol değildi.
Ancak işin ilginç yanı, Velikovsky’nin bu “çılgın” fikirleri arasında Albert Einstein gibi bir dehanın da ilgisini çekenler vardı. Velikovsky, 1954’te Jüpiter’den radyo sinyalleri alınabileceğini öne sürdüğünde, Einstein başlangıçta bunu kabul etmemişti. Ama sadece 10 ay sonra Carnegie Enstitüsü’nden astronomlar Jüpiter’den gelen radyo sinyallerini hayretle tespit ettiler! Bu olay üzerine Einstein, Velikovsky’nin teorilerinin değerlendirilmesi için her türlü çabayı sarf edeceğini belirtmişti. Hatta söylentiye göre, Einstein’ın öldüğü gün çalışma masasında Çarpışan Dünyalar kitabının açık halde bulunduğu ve son haftalarında birkaç kez “Velikovsky haklıymış” dediği öne sürülür.
Velikovsky’nin Venüs’te petrol veya hidrokarbon bulutları olabileceği yönündeki iddiası da zamanla tartışma konusu oldu. Carl Sagan başta olmak üzere dönemin gökbilimcileri bu fikre karşı çıksa da, Mariner 2 uydusu Venüs üzerinde hidrokarbon bulutlarını tespit etti. Ancak sonraki incelemelerde bir hata olduğu ve atmosferin hidrokarbonla ilgisinin olmadığı açıklandı. Bu durum, bilim dünyasının Velikovsky’ye yönelik tavrıyla ilgili spekülasyonlara yol açtı.
Yaklaşık yetmiş yıl önce ortaya attığı fikirler, bilimin bazen böyle “çılgınlara” ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Tıpkı Nikola Tesla gibi, belki de Velikovsky de yüzyılının ötesinde bir düşünürdü. Şüphesiz, Tevrat’a aşırı bağlılığı ve tarihi olayları kutsal metinler üzerinden kanıtlama çabası onun eksi yanıydı. Ancak bilim dünyasında uzmanlık alanları arasındaki katı kast sistemine rağmen yılmadan birçok bilim dalında araştırma yapması, onun sıra dışı bir düşünür olduğunu gösteriyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Immanuel Velikovsky kimdir?
Immanuel Velikovsky, Belarus doğumlu, tıp eğitimi almış bir psikiyatr olmasına rağmen, 1950 yılında yayımladığı “Çarpışan Dünyalar” adlı kitabıyla gezegenlerin oluşumu ve kozmik felaketler hakkında iddialı teoriler ortaya atmış bir yazardır.
Velikovsky’nin hangi tahminleri bilimsel olarak doğrulanmıştır?
Velikovsky’nin Venüs’ün aşırı sıcak olduğu, atmosferinin yoğun olduğu ve Mars atmosferinde argon ile neon gibi nadir gazların bulunması gerektiği yönündeki bazı öngörüleri, yıllar sonra uzay araçları ve araştırmalarla doğrulanmıştır. Ayrıca, Jüpiter’den radyo sinyalleri alınacağı tahmini de Einstein’ın bile şaşkınlığına neden olarak kısa sürede doğrulanmıştır.
Velikovsky’nin teorileri neden bilim dünyasında tartışmalara yol açmıştır?
Velikovsky, akademik uzmanlık alanının dışında olması, teorilerini oluştururken Tevrat ve diğer dini metinlere aşırı bağlı kalması ve bilimsel kanıtları bu metinler üzerinden destekleme çabası nedeniyle bilim dünyasında büyük tepki çekmiş ve “komplo teorisyeni” olarak nitelendirilmiştir.