Libya'nın Büyük Yapay Nehir Projesi: Kaddafi'nin Çölü Yeşertme Hayali ve Sonu

Libya’nın Büyük Yapay Nehir Projesi: Kaddafi’nin Çölü Yeşertme Hayali ve Sonu

User avatar placeholder

Şubat 14, 2026

Gezegenimizin üçte ikisi sularla kaplı olsa da, ne yazık ki bu devasa kütlenin sadece yüzde üçü içilebilir, yani tatlı su. Daha da üzücüsü, bu tatlı su kaynaklarının ülkelere dağılımı hiç de adil değil. Bu yüzden dünyanın dört bir yanında birçok ülke su kıtlığıyla boğuşuyor, bazıları içinse bu durum hayati bir sorun haline gelmiş durumda. İşte böyle bir ortamda, Libya’nın çorak topraklarında, Muammer Kaddafi döneminde başlayan Libya Büyük Yapay Nehir Projesi de su sorununa getirilen en iddialı ve şaşırtıcı çözümlerden biriydi. Gelin, bu çölün ortasındaki mühendislik harikasına yakından bakalım.

Libya’nın çölleşme ve su kıtlığı sorununa Kaddafi döneminde geliştirilen devasa bir mühendislik harikası

Libya’nın yaklaşık yüzde doksanı çölle kaplı. Yağmur neredeyse hiç yağmaz. Yüksek sıcaklıklar yüzünden havadaki nem anında buharlaşır; öyle ki bazı bölgeler 5-10 yılda sadece bir kez yağmur görür. Böyle bir ülkede su, elbette altından daha değerlidir. İşte bu yüzden, 20. yüzyılın ortalarında Libyalılar Sahra Çölü’nde petrol ararken, aslında ondan çok daha kıymetli bir şey buldular: Sahra Çölü su kaynakları.

Çölün doğusunda, sonradan “Numbi Havuzu” adı verilen, dünyanın en büyük 12 yeraltı su kaynağından birini keşfettiler. İnanılmaz büyüklükteki bu kaynak, tam 2 milyon kilometrekareden biraz daha geniş bir alana yayılmıştı ve Kuzey Afrika’daki dört farklı ülkenin sınırları içindeydi. Binlerce kilometre küp olarak ifade edilen bu sular, herkesi hem şaşırtmış hem de sevince boğmuştu. İşte bu keşif, Libya’nın kaderini değiştirecek devasa projenin fitilini ateşledi.

Proje, Sahra Çölü altındaki ‘Numbi Havuzu’ndan tatlı su kaynaklarını çıkararak Kuzey Afrika’nın en kalabalık bölgelerine taşımayı hedefliyordu ve 4800 yıl yetecek rezerve sahipti

Bu yeraltı su kaynağını yüzeye çıkarmak ve ülkenin kuzeyindeki şehirlere taşımak Kaddafi’nin temel hedefiydi. Yapılan hesaplamalar akıl almaz bir tablo ortaya koyuyordu: Yılda bir buçuk milyar metreküp su çekildiğinde bile, bu kaynak tüm kuzeye yetecek ve tam 4800 yıl boyunca yetecek kadar rezerve sahipti.

Proje, beş aşamalı olarak tasarlandı. İlk etapta, suyun taşınacağı rotada kullanılacak tünellere uygun, 80 tonluk devasa boruların üretimi için bir fabrika kuruldu. Bu fabrika, 4 metre çapındaki bu müthiş borulardan yarım milyondan fazla üretti. Ayrıca, birçok yerde kullanılacak su kemerlerinin üretimi de burada yapıldı. Dev bir şantiye alanına dönen Libya’da, bu projede çalışmak için Alman, Japon, Amerikalı birçok büyük şirket ve farklı ülkelerden işçiler ülkeye akın etti. Özellikle Güney Koreli firmalar ve uzmanları ilk aşamada önemli rol oynadı.

Tamamen Libya’nın kendi kaynaklarıyla, dış borç almadan finanse edilen bu proje, tarımsal bağımsızlık, gıda güvenliği ve çölleşmeyle mücadele sağlamayı amaçlıyordu

İlginçtir ki, Libya bu devasa projeyi finanse etmek için sadece kendi kaynaklarına güvendi. Tütün mamullerine ve yakıta uygulanan vergiler ile petrol gelirlerinden ayrılan bir bölümle sağlanan bu finansman, dışarıdan borç alınmadan gerçekleştirildi. Bu durum, bazı çevrelerin pek de hoşuna gitmemiş olabilir.

Bu projenin özünde sadece insanlara tatlı su sağlamak değil, aynı zamanda ülkenin tarımsal ürün ithalatına olan bağımlılığına tamamen son vermek vardı. Suyun yaklaşık yüzde yetmişi tarım için kullanılıyordu. Bu sayede ülkede buğday, arpa, sebze ve turunçgiller üreten büyük çiftlikler kurulabildi. Ayrıca, ülkenin kuzey ve batısındaki çölleşmeye de “dur” denilebildi. Aksine, yeşil alanlar çoğalmaya başlamıştı. Kısacası, bu sadece bir su projesi değil, ülkenin gıda güvenliği ve ekolojik geleceği için atılmış dev bir adımdı.

Guinness Rekorlar Kitabı’na giren dünyanın en büyük sulama sistemi olarak kaydedilen proje, binlerce kilometre boru hattı ve su kemeri içeriyordu, inşaatında muazzam miktarda malzeme kullanıldı

Projenin ilk etabı, 1200 km’lik inanılmaz uzunlukta bir su kemerinin inşasını içeriyordu. Ayrıca, 6 metre derinliğe kadar inen boru ağının kazılması ve döşenmesi gerekiyordu. Bu süreçte yaklaşık 85 milyon metreküp toprak taşındı ve bu ilk etabın maliyeti, 1980’lerin parasıyla 5 milyar dolara ulaştı.

İkinci aşama 1989’da başladı ve su kemerini Libya’nın en büyük şehri ve başkenti Trablus’a ulaştırmayı hedefliyordu. Gelecek su, sadece Trablus için değil, çevresine de günlük yaklaşık 1 milyon metreküp su sağlayacaktı. Üçüncü etap ise ülkenin ikinci büyük şehri Bingazi’yi Koufra Vahası’nın tesislerine bağlamak içindi. Bingazi’den inşa edilmesi planlanan ikinci büyük su kemeri ile Tobruk ve Sirte şehirleriyle tam bir ağ kurulması hedeflendi. Bu devasa ağ için fabrika tam hız çalışmaya devam etti. Ayrıca, çoğu 500 metreden daha derin olan yaklaşık 1300 kuyu açıldı.

2011 yılına gelindiğinde, planlanan tesislerin çoğu faaliyetteydi. 3 bin kilometreden fazla uzunluktaki su kemeri suyu aktarmaya başlamıştı. Projenin üçüncü aşaması sırasında, yani 2008 yılında, bu büyük yapay nehir, Guinness Rekorlar Kitabı’nda dünyanın en büyük sulama sistemi olarak kaydedildi. Batı medyasının bu projeden bahsetmekte isteksiz olmasına rağmen, kapsamı ve başarısı açısından onunla karşılaştırılabilecek çok az şey var.

Sadece 7,5 metre uzunluğundaki boruların üretiminde kullanılmak üzere tam 8 km uzunluğunda metal teller gerekiyordu. Üretilen tel miktarını kabaca hesaplarsak: Dünyanın çevresini tam 230 kez dolanacak kadar metal tel üretilmişti! Boru yapımında kullanılan taş ve kum miktarıyla Mısır’ın büyük piramidi olan Gize Piramidi’nden tam 16 tane inşa edilebilirdi. Kullanılan çimento miktarıyla ise Trablus’tan Rusya’nın Saint Petersburg şehrine uzanan harika bir otoyol inşa edilebilirdi. Ne diyelim, Kaddafi su projesi gerçekten bir mühendislik harikasıydı.

2011’deki iç savaş nedeniyle durdurulan proje, bakım eksikliği ve saldırılar yüzünden hasar görerek Libya’da su sıkıntısının yeniden başlamasına ve çölleşmenin ilerlemesine yol açmıştır

Ne yazık ki, bu mucizevi proje 2011 yılında yaşanan iç savaş nedeniyle durdu. İç savaş öncesinde, beş aşamalı projenin üçü tamamlanmış ve dördüncü etap rahatlıkla başlayacak düzeydeydi. Bu yapay havuz sayesinde Libyalılar günde 6,5 milyon metreküp tatlı suyu şehirlere ve kasabalara ulaştırmayı başarmış, 8,5 milyon insana su tedariki sağlanmıştı. Eğer proje kesintiye uğramadan tamamlanmış olsaydı, uzmanlara göre Kuzey Afrika dünyanın tahıl ambarı olabilirdi. Belki de Arap Baharı yerine, Libya’da bambaşka bir devrim, bir “Yeşil Devrim” yaşanacaktı.

Şu sıralar, ülkede sulama sistemleri projeleri bir öncelik teşkil etmiyor, hatta konu gündeme bile getirilmiyor. Daha da üzücü olanı, iç savaş sırasında inşa edilen alanlara nedeni ve yapanı bilinmeyen saldırılar düzenlendi ve büyük hasarlar oluştu. Bakım eksikliği, pompa istasyonlarının çalışmaması ve silahlı saldırılar yüzünden Büyük Yapay Nehir’in altyapısı her geçen gün bozuluyor ve önemini yitiriyor. Nehri koruyacak bir otorite de maalesef görünmüyor.

Bugün Trablus ve Bingazi’de Libya su sıkıntısı had safhaya ulaşmış durumda ve maalesef çölleşme yeniden başladı. İçme suyu sıkıntıları sık sık ülke basınında yer alıyor ve bu sorun, siyasi güçlerin nüfuz mücadelesinde bir araç olarak kullanılıyor. Bedelini ise sıradan halk ödüyor. Ne zaman düzelir, hatta düzelir mi, şimdilik kimse bilmiyor. Çölü yeşertme hayali, acı bir sona ulaşmış gibi görünüyor.

Image placeholder

Yorum yapın