Hepimiz zaman zaman etrafımızdaki bir bakışın, bir sözün üzerimizde tuhaf bir etki bıraktığını hissetmişizdir. Belki anlamsız bir yorgunluk, belki sebepsiz bir halsizlik… İşte tam da bu noktada, dilimizdeki nazar nedir sorusu akıllara gelir. Kötü enerji, kemgöz dediğimiz bu durum, sadece bir inanç mı, yoksa daha derin bir anlamı mı var? Gelin, bu gizemli olguya yakından bakalım.
Nazarın Kadim Kökenleri: Sümerlerden Şamanizme Bir Yolculuk
Nazarın hikayesi, insanlık tarihi kadar eski, kökleri derinlerde. Günümüzden binlerce yıl öncesine, Sümerlere, Babillere ve Eski Mısır medeniyetlerine kadar uzanıyor bu inanç. Ortak kanı şu: insanın içindeki kötü düşünceler, ruhun dışarı açıldığı, bedenin en anlamlı bölgesi olan gözlerden bir bakışla dünyaya yayılıyor. Bu, vurucu bir güç! Gözden çıkan bu enerjiyi durdurmanın, ondan korunmanın ilk yolu da yine gözle göze karşı koymak düşüncesi olmuş.
Bu yüzdendir ki, rengi ve biçimi gözü andıran her nesne, nazarı, yani o kötü bakışı ya da kötü düşünceyi uzaklaştıran bir savunma aracı olarak kullanılmış. Anadolu’da da hemen hemen tüm uygarlıklarda, kemgözün, kötü bakışın insana olumsuz olaylar açtığına inanılmış, sürekli önlemler aranmış. Türklerde ise bu inancın kökeni, Orta Asya’daki Şamanizm dönemlerine kadar gidiyor. Yani, nazar, coğrafyalar ve zamanlar üstü, evrensel bir algı.
Nazara Karşı Semboller ve Tılsımlar: Gözden Ele, Boncuktan Haça
Peki, bu kötü enerjiye karşı insanlar hangi silahlara sarılmış? Tarih boyunca birçok kültür, nazardan korunmak için farklı sembol ve tılsımlar geliştirmiş. Eski Mısır’da Osiris’in Gözü ya da Horus’un Gözü, bu koruyucu simgelerin başında geliyordu. Yaralanmış ve tekrar iyileşmiş bir göz olan Horus’un Gözü, aynı zamanda bilgelik ve güneş tanrısıyla da ilişkilendiriliyordu.
Günümüzde ise en yaygın olanı, elbet nazar boncuğu. Mavi rengin gök tanrısı Ülgen ile ilişkilendirildiği Asya kültürlerinden gelen bu boncuklar, Selçuklulardan günümüze kadar koruyucu bir güç olarak kabul edilmiş. Hatta Selçuklular, mavi çinilerin koruyucu gücünü Ayetel Kürsi ile takviye etmişler.
Bunların dışında, at nalı, yumurta kabuğu, devekuşu yumurtası, kuru diken, çocuk pabucu, bez bebek, akik taşı, kurt dişi, deniz kabukları, mercan, çörekotu, hurma çekirdeği gibi pek çok nesne de nazardan korunmak amacıyla kullanılmış. Maddi değeri yüksek, sanatsal birer eser niteliğindeki nazarlıklar, geçmiş toplumsal yaşamımızda bebeklerin ilk ziyneti olmasının yanı sıra, gelinlerin ve sünnet çocuklarının da vazgeçilmez süsleri olmuş.
El sembolü de, özellikle beş parmaklı olmasıyla, gözden çıkan nazarı geldiği yere geri yollaması amacıyla oldukça yaygın kullanılmış. Beş köşeli yıldızlar, geometrik şekiller de bu gruba dahil edilmiş. Hatta bazı eski Mısır eserlerinde Haç sembolleri bile nazarı dağıtmak için kullanıldığı düşünülüyor. Tüm bu nesneler, aslında o kötü bakışı dağıtmak, etkisiz kılmak için birer kalkan işlevi görmüş.
İslam’da Nazar: Gerçeklik ve Batıl İnanç Arasında
İslamiyet’te nazar inancı nasıl değerlendiriliyor dersiniz? Hz. Muhammed’in hadisleri, nazarın gerçekliğini kesin bir dille ortaya koyuyor. Peygamber Efendimiz, kötü göz sahibinin bakışından zehir gibi bir etki çıktığını ve kişiyi bitkin düşürebileceğini belirtmiş. Hatta bir olayda, Cebrail’in gelerek kendisine Felak Suresi’ni okuduğunu ve şifa bulduğunu anlatmıştır. Mevlana da nazar olgusunu, dağ gibi güçlü birinin bile kemgöz yüzünden ayağının kayabileceği örneğiyle açıklamıştır.
Ancak burada ince bir çizgi var: Hz. Muhammed, nazarlık kullanmayı hoş karşılamamış, bu gibi şeyleri üzerlerine asanların ibadetlerini kabul etmemiştir. Bu yüzden İslam’da nazar boncuğu takmak veya benzeri nesneler kullanmak, batıl inanç olarak kabul edilmiştir. Yani, nazarın gerçekliği kabul edilirken, korunma yolları konusunda farklı bir yaklaşım benimsenmiştir. Önemli olanın Allah’a sığınmak ve dua etmek olduğu vurgulanmıştır.
Nazarın Bilimsel ve Parapsikolojik Boyutları: Enerji ve Bakışlar
Peki, nazar nedir bilimsel açıdan? Parapsikoloji, bu alanda bazı ilginç kanıtlar sunuyor. Vücuttan yayılan bazı enerjilerin ve etkilerin varlığı, Kirlian fotoğrafçılığı gibi tekniklerle inceleniyor. Bu teknikler, vücuttaki biyokimyasal hassasiyetlerin ve yüksek iletme özelliğine sahip ışıldamaların değiştiğini gösteriyor. Hatta düşmanca hisler duyan iki kişinin çekilen Kirlian fotoğraflarında, normalden farklı alevlerin saçıldığı ve fazla öfkenin mavi-beyaz coronayı bozarak kırmızı bir leke alanı yarattığı keşfedilmiş.
Psikokinezi de bu noktada dikkat çekici bir alan. Sosyal Bilimler Akademisi’nden Dr. Fit Koffsky’ye göre, bir insan düşündüğü zaman enerji yayar ve bu enerji bazı kişilerde çok daha güçlüdür. Psikokineziyi çok iyi kullandığı bilinen bir bayanın, kendi derisinde ve başkalarının derisinde fiziksel yanıklar oluşturup sonra bunları yok edebildiği gözlemlenmiş. Bu durum, düşünce ve enerjinin fiziksel etkileşimini gösteriyor.
Türk yazar ve profesör Süheyl Ünver, 1950’li yıllarda yazdığı bir makalede, nazar değmesi mekanizmasının, vücudumuzdaki atomun enerjiye dönüşmesiyle ilgili olabileceğini öne sürmüş. İnsan bir maddedir ve ruh dediğimiz bir enerjiye sahiptir. Kim bilir, belki de bir gün atom enerjisiyle ilgili yeni keşifler, bu kadim inancın bilimsel temelini ispatlayacaktır.
Kendine Nazar Değdirmek: En Beklenmedik Etki
Tüm bu dış etkilerin yanında, bazen, farkında bile olmadan kendi kendimize nazar değdirmek de mümkün olabiliyor. Bir şeyi, bir durumu, hatta kendi başarımızı aşırı beğeniyle izlediğimizde, eğer enerjimiz olumsuz bir yöne çevrilirse, bu durum istemeden de olsa bize dönebiliyor. Kendi malımıza, mülkümüze veya çabalarımıza yayılan bu enerji, bazen bizi de etkileyebiliyor. Yani, mesele sadece dışarıdan gelen bakışlar değil, kendi içimizde yarattığımız enerji dengesi de önem taşıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Nazar nasıl bir etki yaratır ve ne gibi belirtileri vardır?
Nazarın etkisi kişiden kişiye değişmekle birlikte, genellikle ani bir halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, baş ağrısı veya sürekli esneme gibi belirtilerle kendini gösterir. Bazen eşyaların sebepsiz yere kırılması, bitkilerin kuruması veya hayvanların hastalanması gibi durumlar da nazara yorulabilir.
Nazar değmesinden korunmak için günümüzde yaygın yöntemler nelerdir?
Türkiye’de en yaygın korunma yöntemlerinden biri elbette nazar boncuğu kullanmaktır. Bunun yanı sıra, Felak ve Nas Sureleri gibi dualar okumak, Ayetel Kürsi’yi sıkça tekrar etmek ve Allah’a sığınmak da dini açıdan önemli korunma yolları olarak kabul edilir. Bazı yörelerde kurşun dökme gibi geleneksel pratikler de devam etmektedir.
Nazar inancı günümüzde ne kadar yaygın ve toplumsal etkisi nedir?
Nazar inancı, geçmişten günümüze kadar Türk toplumunda oldukça yaygın ve güçlü bir yer tutmaktadır. Bebeklere takılan nazarlıklar, evlere asılan mavi boncuklar, yeni alınan eşyalara konulan nazar boncukları bu inancın günlük hayattaki yansımalarıdır. Bu inanç, sadece bireysel bir korku olmaktan öte, toplumsal bir gelenek ve kültürün önemli bir parçası haline gelmiştir.